Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Baş örtüsü Huntington, sık sık baş örtüsünden [1] , giyim kuşamdan söz etmiştir. Atatürk, Avrupalı olmaya hiçbir zaman özenti duymamıştır. Ancak giyim kuşam bakımından şapka, pantolon, ceket gibi giyeceklerin Avrupa kültüründen esinlendiği de görülmektedir. Sadece bu birkaç unsur onun Avrupa’ya özenti duyduğu anlamına gelmez. [2] Yazar, ayrıca festen de söz etmektedir. “Fes” Türk giyim kültürünün geleneksel bir unsuru değildir. Fes, Fas bölgesinden İkinci Sultan Mahmut tarafından kabul edilmiş bir giysidir. Turban denen saçları kapayan giysinin İslâm ve Türk kültüründe yeri yoktur. Nihayet 25-30 yıl önce icat edilmiş bir örtüdür. Atatürk konuşmalarında ve gösterdiği hedefte “Batı, Avrupa veya Garp” değil “çağdaş medeniyet” sözünü kullanmıştır. Çünkü o da Avrupa ülkelerinin tek başına medeniyeti temsil etmediğini biliyordu. Ek 1, 2’ de de görüleceği üzere tarihin derinliklerinde kalmış ve bilinmeyen en ilkel kavimden veya topluluktan başlayarak günümüzde ulaşılan ve en ileri d...
Sözlerinden bazıları Mustafa Kemal Atatürk çok zekî bir insandır. Zekâsını okuduğu kitaplarla ve gözlemleriyle beslemiştir. Ve gerçek bir liderdir ve çok ileri görüşlüdür. Bugün, dünyanın pek çok ülkesinde onun büstleri ve heykelleri ve sözleri halâ güncelliğini korumaktadır. Onun topluma rehberlik eden ve ülkenin ve milletin yönetim, ekonomi, eğitim, dış ve iç politika gibi konularda söylediği sözler halen canlılığını korumaktadır. Bu sözlerden bazıları aşağıda gösterilmiştir. Yurtta sulh, cihanda sulh.  İngilizcesi Peace at home, peace in the world. Our true mentor in life is science.   Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.   Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. İngilizcesi Culture is the foundation of the Turkish Republic. İstikbal göklerdedir. Güzel sanatlardan mahrum kalmış bir millet, damarlarından birini kaybetmiş demektir. Süngülerle, silâhla ve kanla kazandığımız askerî zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da z...
Atatürk’ün medeniyetten ne anlatmak istediği Atatürk “ Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine ve refaha ulaştırmaktır.” temel görüşü ile ne anlatmak istemiştir? Bu hedefle ilgili olarak birçok konuda aşağıdaki sözleri söylemiştir. Bu sözlerden de anlaşılacağı gibi Atatürk çok ileriyi gören büyük bir liderdir. Örneğin “İstikbâl göklerdedir.” Sözünü uçak fabrikasının temelini atarken söylemiş, gerçekten de yıllar sonra uzay yarışmaları başlamıştır. Yoksa Atatürk ilke ve yenilikleri, Samuel Huntington ’un söylediği gibi bir kısım yobazların itirazlarına kulak vererek eleştirmeye kalktığı gibi değildir. Ve sözlerinin hiç birinde “Avrupa” veya “Batı” kelimeleri yoktur. Başka bir söyleyişle Atatürk’ün getirmek istediği yenilikler batıya bir özenti değil, çağdaş medeniyet düzeyine ulaşmaktır. Başka bir söyleyişle en ileri ülkelerle yarışmaktır. Bu görüşlerini, Osmanlıdan devir alınan cehaletle paylaşmakta ve inandırmakta, ömrü uzun olmadığı için yeteri kadar ba...
Mustafa Kemâl Atatürk’ün medeniyete bakışı Mustafa Kemal; Kuzey Afrika’da İtalyanlara, Suriye’de ve Çanakkale’de birleşik İngiliz ordusuna karşı savaşmış ve zaferler kazanmıştır. Mondros Mütarekesi sonunda ülkenin Fransızlar, İngilizler, Ruslar, İtalyanlar tarafından paylaşılmasından sonra dağılan Osmanlı ordusunu “Kuva-i Millîye” adı altında topladı. [1] Bu ordu, Sakarya’da, Dumlupınar’da, İnönü’de birleşik Yunan-İngiliz ordularına karşı büyük zaferler kazandı. [2] Nihayet Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdu. [3] Esasen 1739 Tanzimat Fermanı ile yenilenmeye başlanan bazı kurumlar ve anlayışlar daha sonra meşruti bir yönetime dönüşmüş ve Anayasa ilân edilmiştir. Başka bir söyleyişle devlet yönetimi mutlakiyet yönetiminden bir adım atılarak demokrasiye yaklaşılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk çok okuyan bir liderdi. Anıtkabir Kütüphanesindeki Kur’ân-ı Kerîm’e derkenar notlar düştüğü dikkate alınırsa Arapçayı, esasen Fransızcayı da biliyordu. Bu nedenle geniş...
İslâmiyet’in medeniyete bakışı: Meseleyi bu açıdan gören İslâm dini anlayışına göre “Bilim, Müslüman’ın yitiğidir. Nerede bulursa oradan alınır.” Düsturunu ortaya koymuştur. Buna ilâveten “İlim, Çin’de bile olsa gidin öğrenin.” denilmiştir. Bu sözler söylendiği zaman, İngiliz diye bir topluluk bile yoktu. Avrupa karanlık bir çağ yaşıyordu. Örnekleri eklerde gösterilen İslâm ve Türk topluluklarının kültürlerinin medeniyete yani bilme ve teknolojiye ne kadar önem verdiği açıkça görülmektedir. Bilim adamları padişahlar, hakanlar tarafından korunmuştur. Onlara özel önem verilmiştir. Bu nedenle astronomi, matematik, kimya, fizik, tıp gibi bilim dallarında yeni buluşlar gerçekleştirmiştir. Gerektiğinde eski Yunan eserlerini incelemişler, bunları dillerine tercüme etmişlerdir. Kısaca nerede bilim varsa onu arayıp bulmuşlar ve geliştirmişlerdir. Bu buluşlar, asırlar sonra Avrupalı milletler tarafından da aynı şekilde geliştirilmiştir. Kısaca Müslüman bilim adamları Çin’de buldukları kâğıd...
İSLÂMİYETİN VE ATATÜRK’ÜN MEDENİYETE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ Samuel Huntington , her nedense kafasını Atatürk ve başörtüsü ile bozmuştur. Özünde “Atatürk’ün Avrupalı olma isteği duyduğu, bunda da başarılı olamadığı” ve “dindarların Atatürk tarafından getirilen yeniliklere karşı olduğu” tezini ileri sürmektedir. Bu görüş ne kadar doğrudur? Hedefi bakımından Türk Milletinin medeniyete bakışında iki temel unsur vardır. 1. İslâmiyet’in medeniyete bakışı. 2. Mustafa Kemal Atatürk’ün medeniyete bakışı. Bu tezin başından beri izah edildiği açısından bakılırsa medeniyet denilen kültür, bilim ve teknoloji hiçbir millete ait değildir. Ancak bazı milletler daha çok, bazıları daha az katkı sağlamış olabilir. Bu katkının az veya çok oluşu milletler bakımından bir avantaj veya dezavantaj değildir. Her millet kendi imkânları ölçüsünde medeniyete katkıda bulunmuştur ve bulunmaya da devam etmektedir. Bu açıdan bakıldığında medeniyet milletler topluluğunun kültürlerinin kesişme noktasıdır. T...

EMPERYAL VE ÜNİTER DEVLETLER

16 MEDENİYET AÇISINDAN EMPERYAL VE ÜNİTER DEVLETLER Ekteki devletler kültürü incelendiğinde genel olarak imparatorluk olan devletlerin medeniyete önemli bir katkısının olmadığı görülür. Roma İmparatorluğu da Yunanlılar da devlet yönetiminde bile krallık ve demokrasi denemeleri yapmıştır. Örneğin “lâiklik” in ve çok dinli-inançlı bir toplum olarak yaşayan Uygurlarda demokrasinin belirtileri görülmüştür. Kadına önem verilmiş ve hakan ile birlikte devleti yönetmiştir. Son imparatorluk olan Osmanlıdan önce ki bütün emperyalist ve imparatorluk olan devletler, gerçekte toplumlarının kültürüne ve yaşayış biçimine önemli katkılarda bulunamamıştır. Bunun en önemli sebebi, bu devletlerin savaştan savaşa koymaktan bir kültür yapabilme fırsatı bulamamış olmalarıdır. İmparatorluklar ve emperyalist devletler günümüzde insan yaşayışının üç ayağından ikisi olan teknoloji ve bilim alanındaki ilerlemeler dışında kültürel anlamda yenilik ve ilerleme yapamadıkları gibi birtakım gerilemelerin de or...

ÖZET: MEDENİYETE KATKISI OLMAYANLAR, MEDENİYETİ TAHRİP ETMEK İÇİN NE YAPMAK GEREKİRSE YAPIYOR.

15 Özet Samuel Huntington yanılmış veya tarihi doğru okumamış yahut aklınca toplumlar üzerine kışkırtıcılık (provokasyon. ya da özellikle Atatürk’ü ve Türk tarihini itibarsızlaştırmak istemektedir. Kendisi ve varsa takipçileri yahut ona inananlar her yönüyle yanılmaktadırlar. Çünkü: Sümerler tarafından temeli atılan medeniyet, sonraki zamanlarda hem yaygınlaşmış hem de genişletilmiştir. Ekte gösterilen milletlerin medeniyete katkıları incelendiğinde, medeniyetin hemen hemen Uygur Türkleriyle gelişimini tamamladığı görülür. Örneğin günümüzde bile devam eden ve medeniyetin birer unsuru olarak görülen; yazı, matbaa, pusula,tekerlek, ateş, giysi, astronomi, takvim, bayrak, kira, veraset, diplomasi, elbise, vergi, müzik, hukuk, tercüme, dişçilik, maden işlemeciliği, sivil toplum örgütleri gibi birçok unsur sonraki asırlarda farklı farklı milletler tarafından alınmış, geliştirilmiştir. Bu nedenle “medeniyet” sözünün tekil olduğunu, çoğul olarak kullanılmaması gerektiğini düşünüyoru...

SONUÇ: İLÂN EDİLMEMİŞ OLSA DA ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI DEVAM EDİYOR.

14 Sonuç Özetle günümüzde ilân edilmemiş olsa da üçüncü dünya savaşı halen devam etmektedir. Amerika hem kendine tarih yaratmak hem de Avrupalı devletler gibi sömürge oluşturma amacıyla önce Vietnam’da sonra Afganistan’da ve nihayet Libya’da, Irak’ta ve Yemen’de ülke halklarının etnik ve mezhep farklılıklarını kullanarak kendisini ateşe atmadan savaşını sürdürmektedir. Bu savaşların temel sebebi, sömürgeciliğin devam etmesi (ekonomik., Hıristiyanlığın yayılması, toplumları kendine benzetme (asimilasyon. amacıdır. Amerika’nın keşfinden sonra yerli halkın binlerce yıl içinde sağladığı zenginlikleri ve birikimleri ülkelerine taşıyarak ve el koyarak zenginleşen ülkeler, bilim ve teknolojiye yaptıkları yatırımla ilerlediler ve Dünya’ya hükmeder hale geldiler. İnsanlığın üçüncü bir dünya savaşını taşıyacak gücü yoktur. Zira, AB ülkeleri de ABD’de çok iyi biliyorlar ki, halkları herhangi bir sebeple değil bir evlâdının bir köpeğinin bile bir savaşta ölmesine izin vermeyecektir. B...