Ana içeriğe atla


İSLÂMİYETİN VE ATATÜRK’ÜN MEDENİYETE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ
Samuel Huntington, her nedense kafasını Atatürk ve başörtüsü ile bozmuştur. Özünde “Atatürk’ün Avrupalı olma isteği duyduğu, bunda da başarılı olamadığı” ve “dindarların Atatürk tarafından getirilen yeniliklere karşı olduğu” tezini ileri sürmektedir.
Bu görüş ne kadar doğrudur?
Hedefi bakımından Türk Milletinin medeniyete bakışında iki temel unsur vardır.
1. İslâmiyet’in medeniyete bakışı.
2. Mustafa Kemal Atatürk’ün medeniyete bakışı.
Bu tezin başından beri izah edildiği açısından bakılırsa medeniyet denilen kültür, bilim ve teknoloji hiçbir millete ait değildir. Ancak bazı milletler daha çok, bazıları daha az katkı sağlamış olabilir. Bu katkının az veya çok oluşu milletler bakımından bir avantaj veya dezavantaj değildir. Her millet kendi imkânları ölçüsünde medeniyete katkıda bulunmuştur ve bulunmaya da devam etmektedir.

Bu açıdan bakıldığında medeniyet milletler topluluğunun kültürlerinin kesişme noktasıdır. Tarih öncesi ve sonrası çağlarda Orta Asya’da ve Mezopotamya’da medeniyeti kurmaya başlamış olan hem genişliğine hem derinliğine olmak üzere medeniyeti yaymışlar veya katkıda bulunmuşlardır. Örneğin bir medeniyet unsuru olarak bilimsel bir bulgu, Afrika’nın adının bile bilinmediği bir kabilede bile bulunmuş olabilir. Hatta hiçbir katkısı da olmaya bilir. Hiç katkısı olmasa bile bu toplulukların kültürel medeniyetleri vardır. Bu kültür medeniyeti, zamanla genel medeniyete katkı sağlayabilir.
Bu iki görüşü ayrı ayrı görelim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

4 MEDENİYETİN OLUŞUMU İnsanlık tarihi, genel olarak yazının icadından önce ve sonra olmak üzere iki bölümde incelenir. Ek 1’de gösterilen toplumların ve milletlerin kültür, bilim ve teknolojiden ibaret olan medeniyetin temelinin ve esasının yazının icadından önce ve kısa bir süre sonra atılmış olduğu açıkça görülür. Bugün ulaştığımız kültür, bilim ve teknoloji kaynaklarının bir kısmı gösterilmiş, bir kısmı unutulmuş olsa da esasen çoğunun hangi devirde icat veya keşfedildiği bilinse bile birçoğunun hangi millet veya topluluk tarafından ortaya konduğu bilinmemektedir.  Örneğin bugün ekmek yapıp yediğimiz buğday, bitki olarak tabiatta bulunsa bile hangi toplum ve ne zaman toprağa atıp yetiştirmeyi akıl etmiştir? Diyelim ki tesadüfen olmuştur, peki, hangi toplum ve ne zaman buğdayı un yapan teknolojiyi keşfetmiştir? Yani bugünkü modern tarımın öncüleri kim ve ne zaman olmuştur? Ayakkabıyı kim ve ne zaman icat etmiştir? Acaba, Arşimet, suyun kaldırma gücü olduğunu bulmuş mudur...
Sözlerinden bazıları Mustafa Kemal Atatürk çok zekî bir insandır. Zekâsını okuduğu kitaplarla ve gözlemleriyle beslemiştir. Ve gerçek bir liderdir ve çok ileri görüşlüdür. Bugün, dünyanın pek çok ülkesinde onun büstleri ve heykelleri ve sözleri halâ güncelliğini korumaktadır. Onun topluma rehberlik eden ve ülkenin ve milletin yönetim, ekonomi, eğitim, dış ve iç politika gibi konularda söylediği sözler halen canlılığını korumaktadır. Bu sözlerden bazıları aşağıda gösterilmiştir. Yurtta sulh, cihanda sulh.  İngilizcesi Peace at home, peace in the world. Our true mentor in life is science.   Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.   Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. İngilizcesi Culture is the foundation of the Turkish Republic. İstikbal göklerdedir. Güzel sanatlardan mahrum kalmış bir millet, damarlarından birini kaybetmiş demektir. Süngülerle, silâhla ve kanla kazandığımız askerî zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da z...

TARİHTEN ÖNCE VARDIK, ŞİMDİ DE VARIZ, YARIN DA OLACAĞIZ.

10 TÜRKLERİN MİLLET OLARAK DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIŞI [1] Türkler, Ön Türkler olarak adlandırılan Göktürklerden ve tarih öncesi dönemde Orta Asya’da   Altay Dağları   ile   Tanrı Dağları   arasındaki bölgede tarih sahnesine çıkmıştır (M.Ö. 6000). İster yaratılış ister türeyiş hangi kurama inanırsanız inanınız küçük topluluklar halinde yaşamaya başlayan topluluklar avcılık hayatlarından çiftçilik ve çobanlığa geçmeleri ile ilk milletleşme olgusuna 8000 yıl önce (M.Ö. 6000) geçmeye başlamıştır. Türk milletini oluşturan ve değişik bölgelerden gelerek Altay-Tanrı Dağları arasında toplanan insanlar da bu tarihlerde koyun yetiştiriciliğinden başlayarak atlı göçebe hâlinde birleşerek komşularının Türk olarak adlandırdığı Türk kültürünü oluşturmuştur. Bu tarih aşağı-yukarı Tunç Çağına rastlamaktadır. Tarih öncesi kültürler anlatılırken de söylendiği gibi Tunç Çağında tarih sahnesine çıkan Türkler, ana yurt olarak edindikleri bu bozkırlarda hayvancılık, avcılık, taştan ...