Ana içeriğe atla

ÖZET: MEDENİYETE KATKISI OLMAYANLAR, MEDENİYETİ TAHRİP ETMEK İÇİN NE YAPMAK GEREKİRSE YAPIYOR.

15

Özet
Samuel Huntington yanılmış veya tarihi doğru okumamış yahut aklınca toplumlar üzerine kışkırtıcılık (provokasyon. ya da özellikle Atatürk’ü ve Türk tarihini itibarsızlaştırmak istemektedir. Kendisi ve varsa takipçileri yahut ona inananlar her yönüyle yanılmaktadırlar. Çünkü:
Sümerler tarafından temeli atılan medeniyet, sonraki zamanlarda hem yaygınlaşmış hem de genişletilmiştir. Ekte gösterilen milletlerin medeniyete katkıları incelendiğinde, medeniyetin hemen hemen Uygur Türkleriyle gelişimini tamamladığı görülür.
Örneğin günümüzde bile devam eden ve medeniyetin birer unsuru olarak görülen; yazı, matbaa, pusula,tekerlek, ateş, giysi, astronomi, takvim, bayrak, kira, veraset, diplomasi, elbise, vergi, müzik, hukuk, tercüme, dişçilik, maden işlemeciliği, sivil toplum örgütleri gibi birçok unsur sonraki asırlarda farklı farklı milletler tarafından alınmış, geliştirilmiştir. Bu nedenle “medeniyet” sözünün tekil olduğunu, çoğul olarak kullanılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunun sonucu olarak da medeniyetin kendisiyle çelişkisi ve karşıtlığı söz konusu değildir.
Tarihteki savaşlar incelendiğinde esasen savaşın milletler arasında değil devletler arasında olduğu görülür. Örneğin benim, bir Yunan vatandaşı ile şahsen aramda bir sorun yoktur. Onun da aynı şekilde benimle bir sorununun olmaması gerekir. Savaş da barış da devletler ve haliyle devletleri yöneten padişahlar, şahlar, krallar, imparatorlar, hanlar ve kağanlar arasında olmuştur.
Bu savaşların da bizatihi sebebi tekrar tekrar söylendiği gibi ekonomik, dinsel, asimilasyon kısaca bunların sömürgecilik anlayışının uygulamaya konulmasıdır.
Esas itibarı ile medeniyet (bilim, teknoloji, kültür hatta din oluşumunu 2000 yıl önce tamamlamıştır.[1] Bundan sonraki dönemlerde Bu temel medeniyet unsurları üzerinde rutüş ve düzenlemeler yapılmıştır. Ve zaman içinde medeniyet unsurlarında coğrafî alanda genişliğine başka milletlere yayılmış, tarihî anlamda derinliğine de gelişmiştir.
Haliyle medeniyet, tek başına hiçbir milletin icadı olmamakla birlikte Türk milletinin medeniyetin oluşmasına ve gelişmesine çok önemli katkıları vardır.
Görünen o dur ki AB’nin ve ABD’nin NATO aracılığı ile Ortadoğu ülkelerindeki iç çatışmalar çıkartmasına, Rusya’nın da Kırım ve Makedonya işgaline ses çıkartmamasına bakılacak olunursa bu iki güç arasında bir ittifak vardır.[2] Ve bu ittifak tek taraflı olmak üzere Orta Doğu’yu, Kırım’ı ve Makedonya’yı paylaşma üzerine oluşturulmuştur.
Kısaca ABD ve AB ülkeleri şu anda iç savaş çıkarttığı ülkelere ittifak ve ihtilaf bakımından detaylı bir analiz yapıldığında durum şöyle görünmektedir:
1. ABD ve AB ülkeleri Afganistan, Libya, Suriye, Irak ülkelerinde iç savaş çıkartmıştır. Amaç, petrol ve zengin maden yataklarını elde etmek.
2. ABD ve AB ülkeleri Suudî Arabistan ile ittifak yaparak Yemen’i ele geçirmek ve liman hinterlandını genişletmek.
3. ABD ve AB ülkeleri Türkiye ile ittifak yapar gibi görünerek Suriye’deki iktidarı devirmek ve böylece Irak ve Musul petrollerini Akdeniz’e akıtmak. Bir taraftan da İsrail’in İran’a karşı güvenliğini artırmak.[3]
4. ABD ve AB Suriye, Irak, İran ve Türkiye’deki Kürt halkları ile ittifak kurarak bağımsız bir Kürt devleti kurmak. Böylece aslen Yahudi olan Barzan’i ile İsrail arasında bir birlik kurmayı sağlamak. Asıl amacı ise Kerkük petrollerini İsrail’e akıtmak için Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güneyinde bir takım Kürt kantonları kurmak.
Son iki maddede görüldüğü gibi ABD ve AB ülkeleri Türkiye ile ittifak hem de ihtilaf hâlindedir. Sebepleri de gösterilmiştir.
5. Rusya, Çin ve İran; ABD ve AB ülkelerine karşı ittifak kurmak ve İran’ın ABD’ye karşı güvenliğini artırmak.
6. ABD ve AB ülkeleri, Türkiye’ye karşı Ermenilerle ittifak yaparak Kars, Erzurum ve Ardahan bölgelerini Ermenistan’a katmak. 
7. Türklüğe ve İslâmiyet’e karşı Katolikler ve Protestanlar ittifak kuruyor. 1500 yıllık kinlerini sona erdirmeye çalışıyor.
8. Yunanistan da ENOSİS’ten vazgeçmiş değildir. Her ne kadar Türkiye ve İngiltere garantör devlet olsa da İngiltere’nin her zaman Yunanistan ile ittifak yaptığı da bir gerçektir.
Bütün bu sorunlarla Türkiye tek başına uğraşmak zorundadır.
Türkiye topraklarını ele geçirmek ve Türkleri Anadolu’dan kovmak ABD’nin ve AB ülkelerinin İstanbul’un fethinden sonra uyanamadıkları bir rüya ve başlıca amaçlarıdır. Sevr Antlaşması da bunu açıkça göstermiştir. Şu an da Sevr Antlaşmasının şartları gizli-açık uygulanmak için çaba gösterilmektedir.[4] Onları bu rüyadan Çanakkale Zaferi, Sakarya, Dumlupınar ve İnönü zaferleri uykularından uyandırmıştır.
Türk milleti üzerinde dört türlü strateji yürütmektedirler:
1.Doğruda misyonerlik: Yüzlerce kilise evinde Müslüman-Türk gençlerini Hıristiyan yapmak için çaba göstermektedirler.
2. Dolaylı misyonerlik: Osmanlılar zamanından itibaren kolej adı altında açılmış olan okullarda yüzlerce genci kendilerine hayran olarak yetiştirmişlerdir.[5]
3. Müslüman görünümlü papazların etkisi: Başta İngiltere olmak üzere AB ülkelerinin çoğunda yetiştirilen papazlara İslâmiyet çok iyi öğretilmiş ve bunlar halkın arasına karışarak hem İslâmiyet’e hem Türk kültürüne ve Atatürk’ün yapmak istediği yeniliklere karşı halkı kışkırtmıştır.
4. AB’ye girme: Türkiye görünüşte bir ekonomik ittifak olan AB’ye girmek için müracaat etmiştir. Ancak AB, Türkiye’nin AB’ye girmesi için faydalı isteklerin arasına Türkiye yönünden zararlı olan maddeleri de karıştırarak kabul etmeye zorlanmaktadır. Bunu bazen doğrudan bazen de dolaylı olarak ve ikinci sınıf politikacıları veya papa marifetiyle yapmaktadır.





[1] Örneğin tek tanrılı dinler bile günümüzden 2000 yıl öncesinde kurulmuştur.
[2] Ancak, iki taraf da BM nezdinde birbirini kınar gibi görünseler, hatta Rusya’ya ambargo uygulansa dahi bunun göstermelik olduğu de bellidir.
[3] Bu metnin hazırlandığı günlerde Suriye’de sadece Özgür Suriye Ordusunun isyanı söz konusu idi. Bunun arkasına PKK’nın kolu olan PYD ve IŞİD (DEAŞ) henüz yoktu. Bu notun yazıldığı bu günlerde gerek Amerika gerekse Rusya karşıt gibi görünerek adeta bir ittifak halindedir. Bu ittifak, kendi ekonomik çıkarlarına yöneliktir ve Suriye’nin zenginlik kaynaklarını paylaşmak üzerinedir. Başlangıçta Türkiye ABD ve AB ülkeleri ile müttefik gibi göründüyse de son zamanlarda bu ittifaktan çıkarılmış görünmektedir. Amerika Türkiye’nin terörist gördüğü PYD’ye destek vermektedir. Basından edinilen bilgilere göre gerek Işid’in gerekse PYD (PKK)nın Amerika Birleşik Devletleri tarafından oluşturulduğu ifade edilmektedir.
[4] BOB projesinin Türkiye ayağının temel amacı da budur.
[5] Daha sonra da açıklanacağı gibi bu kimseler, daha sonra Atatürk’ün gösterdiği “Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak” hedefini Avrupalı gibi giyinmek şeklinde anlamışlardır. Bu anlayış, Türk toplumunda karşılık bulamadığı için giyim-kuşamdaki değişikliği benimsememiştir. Kısaca medenileşme yanlış anlaşılmış ve anlatılmıştır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

4 MEDENİYETİN OLUŞUMU İnsanlık tarihi, genel olarak yazının icadından önce ve sonra olmak üzere iki bölümde incelenir. Ek 1’de gösterilen toplumların ve milletlerin kültür, bilim ve teknolojiden ibaret olan medeniyetin temelinin ve esasının yazının icadından önce ve kısa bir süre sonra atılmış olduğu açıkça görülür. Bugün ulaştığımız kültür, bilim ve teknoloji kaynaklarının bir kısmı gösterilmiş, bir kısmı unutulmuş olsa da esasen çoğunun hangi devirde icat veya keşfedildiği bilinse bile birçoğunun hangi millet veya topluluk tarafından ortaya konduğu bilinmemektedir.  Örneğin bugün ekmek yapıp yediğimiz buğday, bitki olarak tabiatta bulunsa bile hangi toplum ve ne zaman toprağa atıp yetiştirmeyi akıl etmiştir? Diyelim ki tesadüfen olmuştur, peki, hangi toplum ve ne zaman buğdayı un yapan teknolojiyi keşfetmiştir? Yani bugünkü modern tarımın öncüleri kim ve ne zaman olmuştur? Ayakkabıyı kim ve ne zaman icat etmiştir? Acaba, Arşimet, suyun kaldırma gücü olduğunu bulmuş mudur...
Sözlerinden bazıları Mustafa Kemal Atatürk çok zekî bir insandır. Zekâsını okuduğu kitaplarla ve gözlemleriyle beslemiştir. Ve gerçek bir liderdir ve çok ileri görüşlüdür. Bugün, dünyanın pek çok ülkesinde onun büstleri ve heykelleri ve sözleri halâ güncelliğini korumaktadır. Onun topluma rehberlik eden ve ülkenin ve milletin yönetim, ekonomi, eğitim, dış ve iç politika gibi konularda söylediği sözler halen canlılığını korumaktadır. Bu sözlerden bazıları aşağıda gösterilmiştir. Yurtta sulh, cihanda sulh.  İngilizcesi Peace at home, peace in the world. Our true mentor in life is science.   Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.   Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. İngilizcesi Culture is the foundation of the Turkish Republic. İstikbal göklerdedir. Güzel sanatlardan mahrum kalmış bir millet, damarlarından birini kaybetmiş demektir. Süngülerle, silâhla ve kanla kazandığımız askerî zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da z...

TARİHTEN ÖNCE VARDIK, ŞİMDİ DE VARIZ, YARIN DA OLACAĞIZ.

10 TÜRKLERİN MİLLET OLARAK DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIŞI [1] Türkler, Ön Türkler olarak adlandırılan Göktürklerden ve tarih öncesi dönemde Orta Asya’da   Altay Dağları   ile   Tanrı Dağları   arasındaki bölgede tarih sahnesine çıkmıştır (M.Ö. 6000). İster yaratılış ister türeyiş hangi kurama inanırsanız inanınız küçük topluluklar halinde yaşamaya başlayan topluluklar avcılık hayatlarından çiftçilik ve çobanlığa geçmeleri ile ilk milletleşme olgusuna 8000 yıl önce (M.Ö. 6000) geçmeye başlamıştır. Türk milletini oluşturan ve değişik bölgelerden gelerek Altay-Tanrı Dağları arasında toplanan insanlar da bu tarihlerde koyun yetiştiriciliğinden başlayarak atlı göçebe hâlinde birleşerek komşularının Türk olarak adlandırdığı Türk kültürünü oluşturmuştur. Bu tarih aşağı-yukarı Tunç Çağına rastlamaktadır. Tarih öncesi kültürler anlatılırken de söylendiği gibi Tunç Çağında tarih sahnesine çıkan Türkler, ana yurt olarak edindikleri bu bozkırlarda hayvancılık, avcılık, taştan ...