Baş örtüsü
Huntington, sık sık baş örtüsünden[1],
giyim kuşamdan söz etmiştir.
Atatürk, Avrupalı olmaya hiçbir zaman özenti duymamıştır.
Ancak giyim kuşam bakımından şapka, pantolon, ceket gibi giyeceklerin Avrupa
kültüründen esinlendiği de görülmektedir. Sadece bu birkaç unsur onun Avrupa’ya
özenti duyduğu anlamına gelmez.[2]
Yazar, ayrıca festen de söz etmektedir. “Fes” Türk giyim kültürünün geleneksel
bir unsuru değildir. Fes, Fas bölgesinden İkinci Sultan Mahmut tarafından kabul
edilmiş bir giysidir.
Turban denen saçları kapayan giysinin İslâm ve Türk
kültüründe yeri yoktur. Nihayet 25-30 yıl önce icat edilmiş bir örtüdür.
Atatürk konuşmalarında ve gösterdiği hedefte “Batı,
Avrupa veya Garp” değil “çağdaş medeniyet” sözünü kullanmıştır. Çünkü o da Avrupa
ülkelerinin tek başına medeniyeti temsil etmediğini biliyordu. Ek 1, 2’ de de
görüleceği üzere tarihin derinliklerinde kalmış ve bilinmeyen en ilkel kavimden
veya topluluktan başlayarak günümüzde ulaşılan ve en ileri düzeyde olan
bilimsel ilerlemelere ve sahip olunan teknolojilere ne gibi katkılarda
bulunduğu görülmektedir.
Burada iki enteresan bir durum ortaya çıkmıştır.
Sultan Mahmut, fesin giysi olarak kabul ettirilmesi için oldukça etkili baskı
uygulamıştır. Aynı şey, “şapka” ile de olmuştur. Müslümanlar, fesin, bir Müslüman
giysisi olduğunu benimsediğinden çıkarılması oldukça zor olmuştur. Şapkanın
giydirilmesinde de benzer zorluklar yaşanmıştır. Halâ fesi bir Müslüman veya
Osmanlı kıyafeti gibi görenler olduğu bazı turistik yerlerdeki gösterilerden de
anlaşılmaktadır.
Türk’ün gerçek başörtüsü “kalpak”tır. Kalpak, yine
fese benzer daha silindirik, eteğinde zenginlerin altın veya gümüş, fakirlerin
ise bakırdan yapılmış iple tutturulmuş küçük maden para şeklinde sallanan başa
konulan bir giysidir.
Türkler de başka milletler gibi giyim kuşamlarında
komşularından etkilenerek değişiklik yapmıştır. Bu durum, kültürler arasındaki
geçişlerden kaynaklanır. Örneğin tutucular tarafından çok benimsenen çarşaf da
komşu oldukları dönemden Bizans kültüründen Türk yaşama hayatına girmiştir.
Avrupa ve Asya kıtasında kadınlara ilk defa seçme ve
seçilme hakkı tanınmıştır.
[1]
Aslında kast ettiği “turban”dır. Turban, bir Türk giysisi veya baş örtüsü
değildir. Son otuz yıl içinde Türk kızlarına ve kadınlarına “Müslümanlık”
görüntüsü altında kabul ettirilmiş bir giysidir ve asla baş örtüsü değildir.
Türk kadın ve kızının baş örtüsünün şekli başkadır.
[2] Türk kültürünün medeniyete kattığı unsurlardan biri de pantolon ve
cekettir. Düğme de bu arada sayılmalıdır. Fakat bunlar zamanla unutulmuştur. Orta
Asya’da bulunan Altın Elbiseli adam heykeli
bunun en somut örneğidir. Ekleri inceleyiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder