11
AVRUPA
MİLLETLERİNİN MEDENİYETE KATKILARI
Avrupa kıtasında yer alan milletler ancak Roma İmparatorluğunun yıkılmasından
sonra tarih sahnesine çıkmaya başlamıştır. Amerika BD.’nin, İngiltere’nin,
Fransa’nın, Almanya’nın ve diğerlerinin tarihine ve hatta o devirlere ilişkin
kendi tarihlerini anlatan filmlerine bakıldığında gerçekte oldukça barbar ve
sefil bir hayat yaşadıkları görülmektedir.
İnsanların yaşayışına ilişkin kültürel oluşumlar Roma ve Yunan kültürleri
çıkarılacak olunursa diğer milletlerin gerçekte medeniyete katkı yapan göz
dolduran kültürlerinin olmadığı görülmektedir.
Avrupa’daki gelişmeler, ancak, Amerika’nın ve Afrika’nın keşfinden sonra
buradaki yerli halkın servetini, altınlarını ve kıymetli madenlerini kendi
ülkelerine taşıdılar. Yerli halka tam soyum kırımı yaptılar ve yok ettiler. Bu
soy kırım, Avrupa’dan Amerika’ya göç edenlerin 1900’lü yıllara kadar devam eden
barbarlıklarından başka bir şey değildir. Demokrasiye benzer bir uygulamanın
ilk defa Etilerde görüldüğü dikkate alınırsa, bir medeniyet unsuru olan demokrasinin
dahi Avrupa’ya ait olmadığı görülür.
Bu zenginlikleri ülkelerine taşıdıktan sonra yani 1500 yıllarından sonra
zenginleştiler. Bir taraftan da İstanbul’un Türklerin eline geçmesini hazmedemediler.
“Biz, İstanbul’u Türklere nasıl kaptırdık?” diye düşünmeye başladılar. Bunun
temel sebebinin kendilerindeki eğitim yetersizliğinin olduğunu farkına vardılar
ve eğitime önem verdiler. Böylece bilim adamları ve filozoflar yetiştirdiler.
Bu kişiler yaptıkları icat ve keşiflerle bilim ve teknolojide ilerleme kaydettiler.
Bu yönden giderek Böylece bilim adamları ve filozoflar yetiştirdiler.
Avrupa’nın bugün gelişmiş olarak nitelendirilen milletlerinin 14-15. Asırlarda
bile bilim yapabilecek dili olmadığı için o zamana göre daha gelişmiş olan
Lâtinceyi bilim dili olarak kullandılar. Bu gün de bu gelenek devam etmektedir.
Avrupalı bilim adamları ve düşünürleri Orta Asya’da başlamış olan ve
İslâmiyet’in yayılmasından sonra Türk ve Arap bilim adamlarının tıp, astronomi,
fizik, kimya gibi alanlarda verdikleri eserleri dillerine tercüme ettiler. Buradan
hareketle bilim ve teknolojide gelişme kaydettiler. Bunun dışında medeniyete
gerçek anlamda katkıları olmamış, öncekilerin buluşlarını, keşiflerini,
hayallerini ve düşüncelerini genişletip geliştirmişlerdir. Bu yönüyle
medeniyete katkıda bulundular.
Bu makale çerçevesinde izah edildiği gibi
“medeniyet”, “Avrupa” demek olmadığı gibi Avrupa’nın malı da değildir. Avrupa
son iki yüzyıl öncesine kadar, bazı yönetim biçimleri ve felsefe görüşleri
hariç tutulacak olunursa, medeniyete başlı başına yaptığı bir katkı yoktur.
Buna karşılık gerek Anadolu’da gerekse Mezopotamya’da farklı farklı devlet
adlarıyla yaşamış olan milletlerin Sümerlerden başlayarak yönetim, astronomi,
tıp, matematik, ticaret, madenlerin işlenmesi gibi bugün daha ilerlemiş
teknoloji ve bilimle ifade edilen medeniyetin temeli tarih öncesi çağlardan
itibaren atılmıştır. Bunu çok iyi gören Mustafa Kemal Atatürk, bilim adamlarına
Türk tarihini inceletmiş, kayıtlarda bulunmayan ilişkileri belirleyecek en
önemli etken olan “Sümer” dilinden günümüzde kullanılan pek çok kelimeye
dayanarak medeniyetin temellerini atan Sümerlerin, Türk milletinin ataları olduğunu
ortaya koymuştur.
Avrupa, medeniyetin temsilcisi ve kurucusu değil
sadece parçalarından veya unsurlarından biridir. Bununla birlikte son iki yüz
yıl içinde medeniyetin teknoloji unsuruna katkıda bulunmuştur. Örneğin “insan
hakları beyannamesi” dahi İslâm dininin insanlığa armağan ettiği ilkelerin
biraz daha geliştirilmiş yani katkı sağlanmış metninden başka bir şey değildir.
Sosyal hayat bakımından bugünün insanlığın ortak değeri olan medeniyete
yaptıkları, sömürgecilik ve soygunculuklarından başka bir katkıları yoktur.
Birinci ve ikinci dünya savaşlarında milyonlarca
insanın hayatını kaybetmesine, yaralanmasına ve sakatlanmasına, ailelerin darmadağın
edilmesine Avrupa başlı başına önayak olmuştur. Anzak gençlerini toplayarak taa
Avustralya’dan Çanakkale’ye getirip Türk askerleri ile birbirini öldürttükten
sonra şimdi de ağıt yakanlar Avrupalı değil midir? Bu yönden bakıldığında
Avrupa; medeniyete ve insanların yaşama hakkına çok büyük zarar vermiştir.[1]
Amerika, o coğrafyanın sahibi olan yerlilere soy kırım yapıp yalnız
kültürlerini değil insanlarını da yok etmiştir. Ayrıca teknolojik
ilerlemelerini Vietnam’da, Irak’ta, Afganistan’da vahşice kullanmıştır. Ortadoğu’da
kendi hallerinde yaşayan kabileleri, oymakları çeşitli oyunlarla birbirine
düşürüp nice bebeklerin anasız-babasız kalmasına sebep olmuştur. Eğer sizin medeniyet
değiniz bu ise Mehmet Âkif Avrupa için “Tek dişi kalmış canavar” sözünü ne
kadar haklı ve doğru söylemiştir.
NATO ve VARŞOVA ittifaklarının kuruluşu ile Birinci
Dünya Savaşı öncesi kurulan ittifaklıkların ve müttefikliklerden farkı var
mıdır? AB ittifakının kuruluş sebebi bu ittifaklara benzemese de bir emperyal
ve sömürge ittifak düzeninin kurulması değil midir? Aslında AB, bir Avrupa
kültürü değil, bir Avrupa ideolojisi
kurmuştur. Bu ideolojinin temeli Komünizmden farklı olarak; Komünistler önce
kendi milletlerine sonra başka milletlere sert ve katı bir ideoloji ithal etme çabası
göstermiştir. AB ise başka ülkelere yumuşak ve serin görünen bir AB ideolojisi
ithal etmeye ve kendisini beğendirmeye özendirerek kendi potası içinde eritmeye
çaba göstermektedir.
Bu pota içinde eritme örneğinin en somut örneği,
Türkiye ile olan ilişkilerinde “Atatürk’ü yok ediniz, orduyu zayıflatınız,
paralı askerliğe geçiniz, İslâm’ı ılımlaştırınız.” dayatmaları değil midir?
2013-2015 arasında Büyük BOB projesinin altında yatan
temel unsur enerji ve ekonomi değil midir? Kaddafi’in öldürülmesinden sonra
Libya petrolleri, Saddam’ın öldürülmesinden sonra da Irak petrolleri Amerika ve
AB ülkeleri arasında paylaşılmadı mı? Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde,
Türkiye’nin Güneyinde, İran’ın batısında kendilerine bağımlı zayıf bir devlet
görünümlü bir aşiret beyliği gibi bir oluşumu gerçekleştirmek istemenin sebebi
de yine Kerkük petrolleri yani ekonomik-enerji kaynaklı değil mi? Burada AB’nin
ve ABD’nin çıkarttığı mezhep ve etnik kökenli iç savaş kimin yararına olacaktır.
Burada petrol kaynakları kuruduğunda acaba yine bu bölgeye aynı ilgi gösterilecek
midir? Bunun cevabı hayır olacaktır. Böyle bir durum gerçekleştiğinde Suriye,
Irak, İran ve Türkiye ağırlıklı olmak üzere sosyolojisi ve ekonomik imkânları
tahrip edilmiş yığıntı kalacaktır.
Sayın Hungtington yanılmaktadır veya
kasıtlı olarak bir provokasyon (kışkırtma) yapmaktadır.
[1]
Nitekim, Büyük Türk Şairi Mehmet Âkif Ersoy; Avrupa’nın bu vahşetini
medeniyetle bağdaştıramamış ve “Medeniyeti tek dişi kalmış canavar” olarak
nitelendirmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder