6
MEDENİYETİN GELİŞMESİ
Milletleşme, insanlık tarihinde uzun
bir dönemde oluşmuştur. Bu konuda üç şekilde düşünmek mümkündür:
a. Başlangıçta insanlar millet hâlinde
idi, sonradan ayrı ayrı mağara ve çeşitli barınaklarda yaşamaya başladılar; sonra
tekrar bir araya gelerek millet haline geldiler.
b. Başlangıçta insanlar ayrı ayrı
mağaralarda veya barınaklarda yaşarken benzer yaşayışları olanlar bir araya
gelerek millet halinde oluştular.
c. Benzer coğrafî şartlarda dağınık
yaşayanlar daha sonra önce küçük topluluklar halinde birleştiler, bu
topluluklar da birleşerek millet haline geldiler.
Hangi durumda olursa olsun ilk
insanların mağaralarda ve benzer barınaklarda yaşadıklarını biliyoruz ve Tunç
çağında köyler kurulmuş ve böylece bir arada yaşama kültürü oluşmaya
başlamıştır. Başka bir söyleyişle medeniyetin ana unsurlarından biri olan bir
arada yaşama kültürü oluşmuştur.
Millet ve bunun organize biçimi olan
devlet örneğini de Sümerlerde görüyoruz.
Sümerlerle gerek çağdaş olan ve gerekse
onu takip ederek devlet kuran milletlerin her biri bu medeniyeti hem yaygınlaştırmışlar
hem de katkıda bulunmuşlardır. Bu cümleye bir özet yapmak gerekirse, medeniyet
hem genişliğine hem de derinliğine bir gelişme göstermiştir. .
Genişliğine gelişme: Ticaret, savaş,
barış veya başkaca komşuluk ilişkileriyle çağdaş milletler arasında kültürler
arasında alış-veriş olmuştur. Örneğin atların arabaya koşulmasını gören komşu
bir devlet de atı arabayı çekmek üzere kullanmıştır. Bunun gibi yasalarını,
anılarını, savaşlarını, barışlarını ve yaşayış biçimlerini Sümerlerin yazıya
geçmesini gören komşu ülkeler ya bu yazıyı aynen almışlar veya kendilerine yeni
bir yazı oluşturmuşlardır.
Derinliğine gelişme: Medeniyetin beşiği ve oluşum kaynağı
olarak bilinen Anadolu’da ve Mezopotamya’da gerek iklimin ve gerekse akarsu
kaynaklarının ve çeşitli madenlerin bolluğu nedeniyle yerleşik düzene geçilme
düzeyi yükselirken öte yandan önceki zamanlarından daha iyi yaşama kültürünü ve
buna bağlı olarak medeniyeti de geliştirmeye devam etmişlerdir.
Sümer toprakları bu nedenle başka
yerlerde yaşayan insanların-milletlerin iştahını kabartmış ve buraya çeşitli
akınlar ve göçler olmuştur. Bunun sonucu Anadolu ve Mezepotamya topraklarında
ardı ardına değişik milletlerin kurduğu devlet hâkim olmuştur. Her millet,
kendisinden devraldığı çeşitli kültürel değerleri yani medeniyet unsurlarını geliştirmeye
devam etmiştir.
Birinin yıkılmasından sonra yerine bir
başka devletin kurulması ile günümüze kadar pek çok devlet kurulmuştur. Bir
önceki devleti kuran daha güçlü milletler veya kavimler, hâkimiyetleri altına
aldıkları milletleri kültür ve yaşayış biçimleri bakımından ya kendilerine benzetmişler
veya kendileri onlara benzemiştir.
Yeniden kurulan her devletin milleti,
hem önceki milletin kültür değerlerine yeni değerler katmış hem de yine çağdaşı
olan diğer devletlerle ilişkilerinden dolayı kültür alış-verişinde bulunmuştur.
Böylece ortak değerler giderek artmış, yaygınlaşmış ve medeniyet her yeni devletin kurulmasında
biraz daha ilerleme kaydetmiştir. Yukarıda verilen yazı örneğinde olduğu gibi
Sümerlerin komşusu olan milletler Sümerlerin yazısını almış veya kendileri
başka bir yazı icat etmiştir. Kendinden sonra kurulan devletlerin milletleri de
bu yazıyı geliştirmiş ve bu gelişme günümüze kadar devam etmiştir.
Ancak Sümerlerden beri kullanılan
alfabe-yazısı günümüzde ulaşabildiği en üst düzeye ulaşmış, artık insanlar yeni
bir alfabe arayışına girmemektedir. Başka bir söyleyişle medeniyet, bu yönüyle
gelişimi tamamlamıştır. Bunun gibi, insanlığın tarihin başlangıcından beri
kendilerini yönetme-yönettirme bakımından çeşitli yollar denemişlerdir:
Krallık, şahlık, padişahlık, diktatörlük vs. Bunlar da kültürlerin medeniyete
olan bir katkılarıydı ve iyi bir yönetim arayışı bakımından denemelerdi. Bu
denemeler sonunda “demokrasi” yönetim unsuru olarak öncekilerin yerini almış ve
günümüz itibarı ile bilinen en iyi yönetim şekli olarak kabul edilmiştir. Her
ne kadar Rus topraklarında Çarlık yönetiminden sonra bir üretim-yönetim biçimi
olarak Komünizm denenmiş ise de ömrü Anadolu’da kurulan bir beylik kadar olmamıştır.
[1]
Buna karşılık örneğin “askerlik”
başlangıcından bu güne kadar gelişmiş, bundan sonra da gelişmeye devam
etmektedir. Kısaca, medeniyete ilişkin bazı unsurlar gelişimini sürdürürken
bazıları da gelişimini tamamlamıştır.
Bu açıdan bakıldığında milletleşme
çağına girmiş olan devletlerin ilk milli kültürü ve anonim olacak olan
medeniyeti Türk-Sümer millî kültürünün üzerine kurulmuştur.[2]
Ek 1
[1]
Örneğin Komünizm, Rusya’da ancak 75 yıl kadar devam etmiştir. Oysa
Selçuklulardan sonra Anadolu’da kurulan Dulkadiroğlu beyliği ise varlığını 150
yıldan fazla devam ettirmiştir.
[2]
Sümerlerin “TÜRK” olduğuna ilişkin ciddî kanıtlar vardır ve bu konuda çeşitli
araştırmalar yapılmıştır. Bugün dahi Türkçe adlar arasında “Sümer” sözü
kullanılmaktadır. Tıpkı “Cengiz” isminde olduğu gibi. Bu nedenle medeniyetin
oluşmasında en başta katkısı olan Sümer Türklerinin veya Türk Sümerlerinin
medeniyete olan ilk katkısından başlanarak önce Türk kültürünün medeniyete olan
katkıları ele alınmış, sonra diğer milletlerin medeniyete kattığı kültürlere
yer verilmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder