8
B. TARİH DEVRİ SONRASI TOPLUMLARIN
MEDENİYETE KATIKLARI
Tarihin başlangıcı olarak adlandırılan
yazınının icadından günümüze kadar olan medeniyetin temel taşları tarih devrinden
önce konulmuştur. Bundan sonraki gelişmelerin önemli bir kısmı bu buluşların,
keşiflerin ve icatların üzerine inşa edilmiştir. [1]
Yazının icadına kadar oluşan
milletleşme ve devletleşme dönemine ilişkin milletlerin ve devletlerin
oluşturduğu en yüksek değer olan medeniyete ne gibi katkılarda bulunduğu
üzerinde kısaca duralım.
Kültür, ulusal ve bir ulusa özgün
olduğu hâlde medeniyet anonimdir.
Gerek savaş sonrası istilalarla ve
gerekse komşuluk ilişkileri veya daha sonraki asırlarda iletişimdeki gelişmelerle
bu kültürler birtakım alışverişlerde bulunarak her millet başka bir milletin
kendine yarayacak yönlerini alarak insanlık olarak bir anlayış ve yaşayış tarzı oluşturmuştur ki
buna medeniyet diyoruz. Başka bir söyleyişle medeniyet, kültürlerin kesiştiği
ortak bir nokta olup Taş Devri denilen tarih öncesinden başlayarak günümüze
kadar halen yaşayan veya tarih sahnesinden çekilen bütün milletlerin katkısıyla
oluşmuş ve hiçbir millete ait değildir.
Bu nedenle kültür tarihine kısaca göz atmakta yarar vardır.[2]
Özetle, kültür milletlere, medeniyet ise insanlığa ait değerlerdir.
Milletler ve kavimler yahut en ilkel
toplumlar bile herhangi bir medenî unsurun icadından veya keşfinden dolayı savaşmamıştır.
Örneğin bir toplum, Sümer yazısını kullanmaya başladığında “Benim yazımı niçin kullanıyorsun?” diye
savaş yapmamıştır. Savaşlar ancak ekonomik, dinsel, başka toplumların toprağına
el koyma, tahakkümü altına alma, Dünya’ya hâkim olma gibi arzuların sonucu
olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle medeniyet hiçbir zaman savaş sebebi olmamıştır.
Toplumların kültür unsurlarından biri olan dinin veya mezhebin başka toplumlara
kabul ettirilmesine ilişkin sebepler bunun tek istisnasıdır. Bunun önlenmesi
için toplumların ve toplumda yaşayan her bir kişinin başka birine dini yönden
tahakküm etmemesi için lâiklik ve demokrasi denilen bir görüş ortaya konulmuştur.
Aşağıda, tarih öncesi ve tarih
sonrasının ilk yüzyıllarında oluşmuş, kültür oluşturmuş topluluklardan ve
milletlerden kısaca söz edilecektir. Sonraki dönem kültür ve teknoloji gelişmeleri
tarihî seyri içinde bilinmediğinden, esasen konumuz da bu olmadığından kısaca
medeniyet ortaklığı veya müşterekliğine temas edilecektir.
Toplumlar gerek çağdaş ve gerekse tarih
olarak geride kalmış toplulukların kültürlerinden yararlanarak her biri medeniyet
dediğimiz umumi yaşama biçimine katkılarda bulunmuşlardır. Örneğin bir toplum
başka bir topluma “Sen niçin bu heykeli yaptın?” diye savaş açmamıştır.
Görüldüğü gibi medeniyetin ilk
belirtileri tarihin bilinmeyen ilk zamanlarından itibaren başlamış ise de
yazının Sümerler tarafından icat edilmiş olmasıyla hem kültür hem de medeniyet
devri kayıt altına alınarak başlamıştır.
Kısaca söylemek gerekire medeniyet
tektir ve kendisiyle çelişmez. Hiçbir zaman da bir savaş sebebi olmamıştır.
[1]
Milletlerin tarih sahnesine çıkmasına kadar olan dönemde yaşayan insanlar için
“topluluklar”, sonrakiler ise millet olarak anlaşılmalıdır.
[2]
Daha önceki bir dipnotta belirtildiği gibi kültür ile medeniyeti birbirinden
ayrı tutmak gerekir. Milletler, yarattıkları kültür değerleriyle birleşik bir
kültür yani medeniyeti (uygarlığı) oluşturmuştur.
Yorumlar
Yorum Gönder